FİZİK DÜNYASINDA YENİ GELİŞMELER

YILDIZLAR ARASI GÖZLENEN İLK GÖK CİSMİ

Yıldızlar arası gözlenen ilk gök cismi

     Gökbilimciler ilk defa yıldızlararası seyahat eden Güneş Sistemine giren bir göktaşını araştırdı. Şili'deki ESO'nun Devasa Teleskopu'ndan ve dünyanın dört bir yanındaki diğer gözlemevlerinden yapılan gözlemler, bu eşsiz nesnenin, yıldız sistemimize girmesinden önce milyonlarca yıl uzayda dolaştığını gösteriyor. Koyu, kırmızımsı, çok uzun, kayalık veya yüksek metal içerikli bir nesne gibi görünüyor. Yeni sonuçlar Nature dergisinde 20 Kasım 2017'de yayınlandı.

     19 Ekim 2017'de Hawai'i'deki Pan-STARRS 1 teleskop, gökyüzünde hareket eden hafif bir ışık noktası yakaladı. Başlangıçta normal hızlı hareket eden küçük bir asteroite benziyordu, ancak önümüzdeki birkaç gün içinde yapılan ek gözlemler, yörüngesinin oldukça doğru bir şekilde hesaplanmasına izin verdi.

21.11.2017

Devamını Okumak için Tıklayınız.

İLK KEZ GÖRÜLEN NÖTRON YILDIZI ÇARPIŞMASI ŞAŞKINLIĞI; EVRENİ ANLAMA ADINA BİRÇOK VERİYE ULAŞMAMIZI SAĞLADI

İlk kez görülen nötron yıldızı çarpışması

     İlk kez görülen nötron yıldızı çarpışması şaşkınlığı; evreni anlama adına birçok veriye ulaşmamızı sağladı.

     İlk defa, bilim adamları uzak galaksideki ultra-yoğun nötron yıldızlarının çarpışmalarına tanık oldular. Bu çarpışma sonucunda elde edilen verilerden, evrendeki altının en az yarısının bu tür çarpışmalar sonucu oluştuğu sonucuna vardılar.

     130 milyon ışık yılı uzakta gerçekleşen bu olayda oluşan şok dalgaları ve ışık flaşları 17 Ağustos’ta dünyaya ulaştı. Elde edilen veriler bu pazartesi (16.10.2017) birçok bilimsel dergi ve dünya çapında ki basın konferanslarında açıklandı.

17.10.2017

Devamını Okumak için Tıklayınız.

ÇIĞIR AÇAN KEŞİF, AYNI YÖRÜNGEDE İKİ SÜPER KARA DELİK

çığır açan keşif, aynı yörüngede iki süper kara delik

     New Mexico Üniversitesi'ndeki gökbilimciler, ilk kez, Dünya'dan yüz milyonlarca ışık yılı uzaklıkta bulunan iki süper kara deliğin arasındaki yörünge hareketini, on yıldan fazla bir süreyle gözlemleyip ve ölçerek keşfettiğini söylüyorlar.

     UNM Profesörü Greg Taylor ve Stanford'daki meslektaşları, Birleşik Devletler Deniz Kuvvetleri Gözlemevi ve “Gemini” (İkizler) Gözlemevi, bu kara deliklerin etkileşimini 12 yıldır araştırıyorlardı.

     Taylor, “Uzun bir süredir, iki galaksinin bir birine karışmasına neden olan, süper kara delik çiftini bulmak için uzaya bakıyoruz. Bizim teorimize göre bu gerçekleşirken, kimse bu durumu gözlemlemedi.” dedi.

06.07.2017

Devamını Okumak için Tıklayınız.

GÜNEŞİMİZİN BİR İKİZİMİ VARDI?

güneşimizin bir ikizimi vardı ?

     Güneşimizin 4.5 milyar yıl önce oluştuğu dönemde bir ikizi mi vardı?

     UC Berkeley'den teorik bir fizikçi ve Harvard Üniversitesi'ndeki Smithsonian Astrofizik Gözlemevi'nden bir radyo astronomu tarafından yapılan yeni bir analize göre, var denebilir ama eşsiz bir ikizden bahsedemeyiz. Aynı evrendeki her güneş benzeri yıldızda olduğu gibi.

     En yakın komşumuz, üçlü sistem Alpha Centauri dâhil olmak üzere çoğu yıldızın eşi vardır. Astronomlar uzun zamandır İkili ve üçlü yıldız sistemleri bu şekilde mi oluştu ? yoksa bir yıldız diğerini yakaladı mı ? İkili yıldız sistemindeki yıldızlar birbirinden ayrılarak tekli yıldıza mı dönüşürler? gibi soruları cevaplamaya çalışıyor. Astronomlar güneşin Nemesis adlı bir eşi olma ihtimalini bile araştırdı ama hiç bir şey bulamadılar...

Devamını Okumak için Tıklayınız.

SİMÜLE EDİLEN EN BÜYÜK SANAL EVREN

Simüle edilen en büyük sanal evren

     Zürih Üniversitesi'nden bir grup araştırmacı, tüm evrenimizin oluşumunu büyük bir süper bilgisayar ile taklit ettiler. Yaklaşık 25 milyar sanal galaksinin devasa bir katalogu, 2 trilyon dijital parçacıktan üretildi. Bu katalog, karanlık maddenin ve karanlık enerjinin doğasını araştırmak amacıyla 2020'de fırlatılacak olan Öklid uydusu üzerindeki deneyleri kalibre etmek için kullanılacaktır.

     Zürih Üniversitesi'nden bir grup astrofizikçi üç yıl boyunca karanlık maddenin dinamiklerini ve evrendeki büyük ölçekli yapıların oluşumunu eşi olmayan bir doğrulukla tarif etmek için devrimci bir kod geliştirerek optimize ettiler...

Devamını Okumak için Tıklayınız.

WOW! (VAY BE!) UZAYDAN GELEN GİZEMLİ SİNYAL NİHAYET AÇIKLANDI

Wow! (Vay be!) Uzaydan gelen gizemi sinyal nihayet açıklandı

     1977 de ilk defa fark edilen uzaydan gelen wow (way be) ! mesajının gizemini CPS (Center of Planetary Science-Gezegensel Bilim Merkezi) ile bir grup araştırmacı sonunda çözdü. Sinyalin kaynağının aslın bir kuyruklu yıldız olduğunu keşfettiler.

     1977 Ağustos'unda, Ohio Eyaleti'ndeki "Büyük Kulak" olarak adlandırılan bir gözlemevinden radyo yayınları okuyan gökbilimcilerden oluşan bir ekip, 72 saniyelik sıra dışı bir sinyal aldı ve ekip üyesi Jerry Ehman'ın gelen mesajın yanına "Wow (Vay be)!" diye yazdı. O zamandan beri, çok sayıda bilim adamı sinyalin ne olduğunu açıklamak için birçok araştırmalar yaptılar, ancak şu ana kadar hiç kimse geçerli bir açıklama getiremedi. Bilim topluluğunun dışındaki bazı kimseler, bu sinyalin uzaylıların bir kanıtı olduğunu öne sürüyordu. Ancak, alınan mesajın frekansının hidrojenle aynı frekansta (1,420 MHz) olduğu bilinmekteydi.

Devamını Okumak için Tıklayınız.

ÖLEN YILDIZ BİR KARA DELİK OLARAK YENİDEN DOĞDU

ölen bir yıldız kara delik olarak yeniden doğdu

     Gökbilimciler büyük, ölen bir yıldızın (N6946-BH1) kara delik olarak yeniden doğduğunu izlediler. Gözden kaybolan yıldızın kalıntılarını aramak için Büyük Binoküler Teleskobu (LBT), NASA'nın Hubble ve Spitzer uzay teleskopları işbirliği içinde çalıştılar.

     Güneşten 25 kat daha büyük olan yıldız (N6946-BH1), çok parlak bir süpernova şeklinde patlamalıydı. Bunun yerine, yıldız (N6946-BH1) dışarı fışkırarak geride bir kara delik bıraktı.

Devamını Okumak için Tıklayınız.

DÜNYANIN İLK SÜPER TELESKOPUNUN İNŞASI

Dünyanın ilk süper teleskopunun inşası

     Bilim adamları dünyanın en büyük optik ve kızılötesi teleskopu sayesinde evrenin içyapısını anlama konusunda bir adım daha atacaklar. 39 metre çapında bir ana ayna ile, ELT (Extremely Large Telescope – çok büyük teleskop) adından da anlaşılacağı üzere çok büyük olacak. ELT, öncekilerden farklı olarak, uyarlanabilir bir teleskop olarak tasarlanmıştır ve teleskop mühendisliğini başka bir düzeye taşıyarak atmosferik türbülansı düzeltme yeteneğine sahiptir.

     3046 metrelik bir dağ olan Cerro Armazones'in üstünde yapılması planlanan teleskop için, Şili'nin ESO'nun Paranal residencia kentinde bir tören düzenlendi.

Devamını Okumak için Tıklayınız.

19 NİSANDA DÜNYAYA ÇOK YAKININDAN DEV BİR ASTEROİT(2014-JO25) GEÇECEK

19 Nisanda dünyaya çok yakınından dev bir asteroit geçecek

     Astronomlar, Cebelitarık kadar büyük bir asteroidin, 19 Nisan'da dünyayı rahatsız edici yakın bir mesafeden geçecek. NASA, "Asteroidin gezegenimizle çarpışma ihtimali olmasa da, bu boyutta bir asteroit için çok yakın bir geçiş olacaktır," dedi.

     Astronomlar tarafından “2014-JO25” olarak adlandırılan asteroidin kabaca 650 metre çapında bir büyüklüğe sahip olduğunu ve Dünya'nın 1,8 milyon kilometre yakınından (yaklaşık Ay’ın dünyaya olan uzaklığının 4,6 katı mesafeden) geçecektir.

Devamını Okumak için Tıklayınız.

GALAKSİLERİ BİRBİRİNE BAĞLAYAN KARANLIK MADDE AĞININ İLK GÖRÜNTÜSÜ

araştırmacılar, galaksileri birbirine bağlayan karanlık madde ağının ilk görüntüsünü yakaladılar

     Waterloo Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, galaksileri bir araya getiren karanlık bir madde köprüsünün ilk bileşik görüntüsünü yakalamayı başardılar.

     Birkaç görüntünün bileşimi olan görüntü, şimdiye kadar gözlemlenemeyen karanlık madde ile bağlı bir kozmik ağ vasıtasıyla evrendeki galaksilerin birbirine bağladığına dair kehanetleri doğruluyor.

     Karanlık madde, evrenin yaklaşık yüzde 25'ini oluşturan gizemli bir madde, yerçekimi haricinde geleneksel olarak onu büyük ölçüde saptanamayan bir hale getiren şey ışığı soğurmaması veya yansıtmamasındankaynaklanmaktadır.

Devamını Okumak için Tıklayınız.

KARANLIK ENERJİ OLMADAN EVRENİN HIZLANAN GENİŞLEMESİNİN AÇIKLANMASI

Karanlık enerji olmadan evrenin hızlanan genişlemesinin açıklanması

     Bir Macar-Amerikan ekibine göre, evrenin% 68'ini oluşturduğu düşünülen gizemli "karanlık enerji" hiç olmayabilir. Araştırmacılar, evrenin standart modellerinin değişen yapısını hesaba katmamakta ancak bu gerçekleştikten sonra karanlık enerjiye olan ihtiyacı ortadan kaldırdığına inanıyorlar.

     Evrenimiz 13.8 milyar yıl önce Büyük Patlama'da kuruldu ve o zamandan beri genişlemektedir. Bu genişlemenin temel delilleri, galaksilerin gözlemlerine dayanan Hubble yasasıdır ve bu galaksiler ortalama olarak bir galaksinin bizden uzaklaştığı hızı mesafe ile orantılıdır.

Devamını Okumak için Tıklayınız.

GÖKBİLİMCİLER ÖLMEKTE OLAN KIRMIZI DEV YILDIZIN SON HALİNİ GÖZLEMLİYORLAR...

gökbilimciler ölmekte olan kırmızı dev yıldızın son halini gözlemliyorlar

     Uluslararası bir gökbilim ekibi, Şili’de Atacama çölündeki dev teleskoplarla yaptıkları gözlemde dünyadan 3400 ışıkyılı uzaklıktaki Lac Pegasi adlı kırmızı dev yıldızın etrafındaki gazda çarpıcı bir spiral desen oluşumunu izlediler.

     Çalışmanın sözcüsü UCLA fizik ve astronomi profesörü Mark Morris, “Bu gözlemlerle görkemli detaylarla gördüğümüz şey, ölen kırmızı bir dev yıldızın son eylemidir, gaz halindeki döküntülerin çoğu güçlü, dışarıya akan bir rüzgar” dedi.

Devamını Okumak için Tıklayınız.

ERKEN EVRENDEKİ GALAKSİLERDE DAHA AZ ETKİLİ OLAN KARANLIK MADDE...

Erken evrendeki galaksilerde daha az etkili olan karanlık madde

     Yeni gözlemler, 10 milyar yıl önce galaksi oluşumunun tepe döneminde yoğunlaşan ve yıldız oluşturan galaksilerin baryonik veya 'normal' maddeler tarafından egemen olduğuna işaret ediyor. Bu, gizemli karanlık maddenin etkilerinin çok daha büyük olduğu günümüz gökadalarına karşıttır.

     Bu şaşırtıcı sonuç, ESO'nun dev Teleskop'u (Şili'nin Atacama Çölü'nde, 2635 metre yükseklikte Cerro Paranal dağında yerleşik bulunan ve Avrupa Güney Rasathanesi tarafından işletilen dev teleskoptur.) kullanılarak elde edildi ve karanlık maddenin erken evrende bugünkü değerden daha az etkili olduğunu önermektedir.

     Normal maddeyi parlak yıldızlar, parlayan gaz ve toz bulutları olarak görüyoruz. Ancak fark edilmesi zor karanlık madde ışığı yaymaz, absorbe etmez veya yansıtmaz, sadece yerçekimi etkileri ile gözlemlenebilir. Karanlık maddenin varlığı, yalnızca doğrudan görebildiğimiz normal madde varsa, yakınlardaki spiral galaksilerin dış parçalarının beklenenden daha hızlı döndüğünü açıklayabilir.

Devamını Okumak için Tıklayınız.

40 IŞIKYILI UZAKLIKTA YAKLAŞIK DÜNYA BOYUTUNDA YEDİ GEZEGEN SİSTEMİ

40 ışık yılı uzakta yedi yeni gezegen

     Gökbilimciler, yalnızca 40 ışıkyılı uzaklıkta yaklaşık Dünya boyutunda yedi gezegen sistemi keşfetti. Gezegenler Cüce yıldız TRAPPIST-1'in önünden geçerken algılandı. Yedi gezegenden üçü yaşanabilir bölgede olduğu, su barındırabileceğini, böylece sistemin hayata ev sahipliği yapma ihtimalinin olduğunu söylediler. Bu keşif şimdiye kadar dünya boyutunda ve su bulunma olasılığı yüksek ve canlı yaşamına uygun olabilecek çok sayıda gezegenin keşfi olmasıdır.

     ESO'nun La Silla Gözlemevi'ndeki TRAPPIST-Güney teleskopu, Paranal'daki Very Large Telescope (VLT) ve NASA Spitzer Uzay Teleskopu ve dünyanın diğer teleskoplarını kullanan gökbilimciler, şu anda kırmızı cüce yıldızı TRAPPIST-1’in yörüngesinde en az yedi küçük gezegenin varlığını doğruladı. Gezegenler, yıldızdan uzaklığınıa göre TRAPPIST- 1b, c, d, e, f, g ve h, olarak adlandırıldılar.

Devamını Okumak için Tıklayınız.

GÜNEŞİN YÜZEYİNİN ÇEKİRDEKTEN DAHA YAVAŞ DÖNDÜĞÜNÜ AÇIKLAYAN YENİ TEORİ

güneş

     Hawaii Üniversitesi, Brezilya'daki Ponta Grossa Eyalet Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi'nden küçük bir araştırma ekibi, güneş yüzeyinin merkezinden daha yavaş dönmesinin nedeni olduğuna inandıklarını keşfettikleri açıkladı. Ekip, Physical Review Letters dergisinde yayınlanan makalesinde, güneşin farklı derinliklerde dönüş hızını ölçmek için yeni bir teknik kullanarak güneşin dış katmanından 70 km derine kadar olan kısmın hızıyla ilgili veriler elde ettiklerini açıkladılar.

     Bilim adamları bir süredir güneş yüzeyinin iç kısımdan daha yavaş döndüğünü ancak bunu açıklayabilecek bir kanıtlarının olmadığını söylüyorlardı. Bu yeni çalışmayla, araştırmacılar, güneşe daha yakından bakarak, böylece yavaşlamanın kaynağı olduğuna inandıklarını keşfettiler.

Devamını Okumak için Tıklayınız.

NASA'NIN FERMİ GAMA IŞINI UZAY TELESKOBU GAMA IŞIN BLAZARLARINI TESPİT ETTİ

blazars

     NASA'nın Fermi Gama ışını Uzay Teleskobu, yoğun gaz emisyonları büyük boyutlu kara delikler tarafından desteklenen bir tür galaksi olan en uzaktaki gama ışın blazarlarını tespit etti.

     Maryland Greenbelt'deki NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi'ndeki astronom Roopesh Ojha; “Gençliklerine karşın, bu çok geniş blazarlar bilinen en büyük kara deliklerin bazılarını barındırıyor” dedi. “Kozmik tarihte bu kadar erken geliştirdikleri şey, süper öldürücü kara deliklerin nasıl oluştuğu ve büyüdüğü ile ilgili mevcut fikirleri sorgulamaktadır ve süreci daha iyi anlamamıza yardımcı olması için bu nesnelerin daha fazlasını bulmak istiyoruz.”

Devamını Okumak için Tıklayınız.

.
.